1 Ekim 2013 Salı

tuhaf

tuhaf şey
kendini deneyimli sanmalar
elin ayağın titrerken bir yandan
yüzümegözümebulaştırmayayımlar
başka türlü sarhoş oluyorken
her zamankinden içiyormuş gibi yapmalar
tuhaf şey
aşkı gördüğün yerden kaçmalar

tuhaf, çok
kaçtıkların arasında en çok
aşktan kaçabildiğini 
korkmadan anlatmalar


11 Eylül 2013 Çarşamba

mektup

Burada da miskin geçiyor
sıcak öğleden sonraları
açık pencereli sessiz odaların
kıpırdamaya üşeniyor perdeleri

Burada da özlüyor insanlar
kimbilirhangiyılıneylülünde 
kalanları
tenlerinde serinleyen sıcak
öğleden sonralarını

Burada da erteleniyor
sevişmeler, gecenin serin karanlığına
ve öğleden sonraları
kediler şaşırıyor
kendilerine benzeyen insanlara


8 Eylül 2013 Pazar

mübalağa

aşık olunca benim
elim ayağıma dolaşır 
ben sevilince şaşkınlıktan 
küçük dilimi yutarım

neyse ki öylelikler hep birdenbire
kısa
meğerki hayata karşı mübalağa


30 Temmuz 2013 Salı

Ters baktım hep ben
Kurgusuz hikaye olmaz diye
Habire sonlarını yazdım

Derinliksizdim hep ben
Seninkine özendim
Habire söylendin
hiç boy vermedin

Tıkanıyor hep bu giderler
Dönüp duruyor biriktirdiğim
herkesler
Üstlerine boca ettiğim
kelimeler
Olsun, bencilce iyimserim ben
sen de gel 



17 Temmuz 2013 Çarşamba

ben bir kez olsun
bileğimden yakalanmak istedim
sürüp giden bir dansa davet rondunda
seyreltilmiş yüreğimden nüfuzu kolay gözlere
dik dik bakarak
ben birçok kez
meydan okumak istedim
sevinirmiş gibi çığlık çığlığa
her seferinde
koşarmış gibi yaparak
kaçabilmeyi becerdim

otuzbeşinciyılımınilkgününde
kadeh kaldırdığım hayata ben hala
bir kez olsun
bileğimden yakalanmak isterim



25 Mayıs 2013 Cumartesi

büyüyüp esniyor
eğilip bükülüyor gibiyim
ellerinde
her zaman loş odanda
çatlaklarıma geçmişler sızıyor gibiyim
sustukça, başka
bir kalıba dökülüyor
aslında, yıllarından
ürküyor gibiyim


6 Mayıs 2013 Pazartesi

sözleriniz ilgimi çekti
eğildim
duyabilmek için
gözlerinize şımardım
evet-ama-yine-de
oyunları oynadım
oysa bilirsiniz
her şeyin sonunda hep
kocaman bir hayır
hayır öyle değil
denir ki insan en karanlıktır

4 Mayıs 2013 Cumartesi

güzel havalar

Ben ki 
güzel havaların tadını buldum sende
yine de yüzün zamanla solar

Sense
güzel havaların hafifliğini buldun bende
kalbim en fazla
bahçede oynayan çocuklar kadar korkar


23 Nisan 2013 Salı

geri dönüşüm


I.       hiçbir şey aynı kalmıyorsa

hangi yaz güzel geçti
telaşsız
sabırsızlanmadan
hangi yaz
dokunmaya kıyamazken
üstüne atlayıp
temmuzdan önce kendimi aldatmadan
yazı sever gibi seni
aramadan

II.         ölüm ne

susuşlara acımıyor artık
olur olmaz yerlerde
ambalajı bozulup açılan
bir paket bu kalp
sorularının peşini bıraktı
iğnesi sivri
durmadan dönen bir plak
bir armağandı belki
yanlış sunuldu
sesini sularda boğdu
nihayet aşk

III.         ne aşk

arada bir görünür
yeteri kadar siyah
sevdiğim kadar siyah
bir deli enerji
bin hayatı bire indiren
beceriksiz işçi

görmeden bilmediğim
bildiğimde geç
-miş-kaç-tır- gidemediğim
siyah, sevdiğim

IV.       geri dönüşümlü bir şey oluyor aşk



19 Nisan 2013 Cuma


kendimi mi
yoksa aşkı mı denemek bu
seni seviyorum
sana karşı duruyorum


17 Nisan 2013 Çarşamba


duyamadığımın hayaliyle 
kaç hafta geçer sizce?
aşka benzeyenleri olduramadığımı unutarak
bu kentin sokaklarından
görünmeyen gökyüzünden nefes umarak
cevvalliğe kapılmadan
güzelim hayalinizle
kaç hafta beklerim sizce?


16 Nisan 2013 Salı

poly



okuduğu romanlara
‘tik’ ekleyerek, kendine
hayran bıraktıklarına
her ay dönümü aldığı apranaxfortlarla
katlanan kadın
kadınlığı öğretmeye hevesli ellerde
ruhunu dipfrizde sakladın
çözülme zamanı geldiğinde
anlardın 

ne
anladın

hiçbir çoğul ikiyle sınırlanmıyor
çözülürsen kadınlardansın kadın.


15 Nisan 2013 Pazartesi

unutacağını bilsem
severdim seni bir gece

ama her şey böyle 

olmayan sonlarını arıyor


14 Nisan 2013 Pazar

sormazdı hiç
gidenler niye gitti
ve niye döndüler sonra

sadece merak ederdi

salıncaktaki çocuğu
ve kar yağdı diye 
                    mutlu mu olduğunu

7 Nisan 2013 Pazar

sürç-i lisan


Ben birine bir gece
Bambaşka şeyler söyledim
Yıllardır sımsıkı tuttuğum yüreğim
Ağzıma geldi
Yumup gözlerimi
Bir çırpıda,
Ezberden şiir okurmuşçasına söyledim
Korkumdan korkmasın diye
Yüzümü yüzüne gömüp söyledim

Bitirdiğimde
Gözlerimi  açıp
Karşımda durduğunu görmek
Sözlerimle yitirmediğimi bilmek istedim

Sürç-i lisandı
Özür dilemedim


6 Nisan 2013 Cumartesi



Kös kös oturup
Sadece nefes almayı düşüneceğim gecelerde
Diyelim ki
Düşünmeyeceğim
Seni de
Diyelim ki
Gün ortasında elimde kalem birdenbire
Duruvermeyeceğim öpüşünü hatırlayıp gizlice
Ha bir de bir ihtimal
Soruverse bile münasebetsizin teki
Üzülmeyeceğim geçince bir süre
Diyelim ki
Oturmaktansa kös kös
Seveydim seni bir gece...
Demeyelim
Kes.



28 Mart 2013 Perşembe


En sevdiğim oyuncaktın sen
Kaç kez bozduğum
Küstahça hep bozmak isteyip
Kaç kez parçaladığım
Kaç kez
            elimde ne kaldıysa
Ondan tekrar yaptığım
Aç gözlerle fazlasını yapmayı bilerek
Bildiğimce güvendiğim
Aşk
Bana da mı dedirtecektin
medet
Artık kaldıramayacak yürek

25 Mart 2013 Pazartesi


birinin gelmesi gerekti
silmek için hepinizi
ve bütün yarım elmalar
şekere dönüşecekti
gülümseyecektim, beklemişlerime
aşk demeye zorladığım dili

bilemezdim, gördüğüme
aşk dediğim yetmedi
dedim: aşk, gibi
başka dedi
gör dedim
az dedi
sevifakiriçağçocuğu
dedi, dağıtmış
bilememiş ne verdiğini
yarımkalmışşekeryüreklere
sığamayız dedi
gitti

yirmibirinciyüzyılınsın
tekrarlarsın
uzatmak istiyorsan, aşkları da
olmazsa remixleyip kalbini
başkasına sunarsın

söz ettiler hep ama
anlamlı uzunlukları
öğretemediler
testetme telaşlarında
                       yüzyılındansınuçanyerküreninKAÇyirmibirinde
saklama kendini
biraz şiirde

23 Mart 2013 Cumartesi


 Olmayanı biriktir sen içinde
                buna hayal diyorlar
Saklananı gör sen sesinde
                buna da aşk desinler 

22 Mart 2013 Cuma


“Bir tren ya da
bir zaman geçiyor
Siz de içindesiniz”
Necatigil.

“bu kadar hüzünleniyor musun gerçekten?” diye soruyor yazdıklarımı okuyunca... muyum?
Bilmiyorum, yine. Hüzünlenirim elbette de, “bu kadar” da ne demek?
Bu kadar...deyince bana da fazla geliyor...korkuyorum bu kadar hüzünlenmiş miyim diye. Hayır demek istiyorum, tabii ki yazarken abartıyorum...muyum?

Tabii ki abartıyorum. Bir aklıma çarpıyorum bir kadere. Arabeskleşirim, gülme. Gerekirse o şarkıyı da söylerim. Varsa içimizde, niye engelleyelim? Boşver, konumuza dönelim. Nasılsa izlenimler kalıyor akılda, zamanlarmekanlarinsanlar değil. Şarkılar, bazan. Şarkıyı değiştir.

Sahi, içinde miyiz zamanın? Yan bakasım geliyor bazan ya da kesit olarak göresim. Üzerinden uçup geçesim. İyi de sessizlikten ne anladın sen? Gülme bak, anlayamadım, ona yanarım.  Sadece izlenimlerse, kalmış, aklında...demek ki zaten üzerinden uçup geçmişsin...

Ya da, hesaplarla oynamayı öğrenmişim.

Ama bu şarkı. Bu aralar takıldı aklıma. 

Ey güzelliğin yeşil çiçeği,
Varlığına inandırdığın koşulsuzluk
Her yaşın hayaliydi
O hayal ki
Gözlerime gömüp gittiğin
Vaatlerden yeşerdi